BİYOLOJİ FELSEFESİ


Biyoloji biliminin alanı

 

Modern biyolojiye göre, canlılar aynı cansız varlıklar gibi tamamen kimyasal ve fiziksel yasalara tabidir. Fakat canlılar cansızlar gibi atomlardan oluşmuş ve aynı yasalara tabi iseler nasıl oluyor da cansızlardan bu kadar farklı olabiliyorlar? İlk biyologlar bu konuda “fiziksel olmayan bir töz”ün var olduğunu ve bu tözün canlıları cansızlardan ayırdığını söylemişlerdi fakat modern biyolojide böyle bir hipotez kabul görmez modern biyoloji farklılığın atomların farklı organizasyonundan kaynaklandığını ileri sürer. Dolayısıyla canlılık özelliği atomların farklı organizasyonundan kaynaklanır fakat bu atomlar tek başlarına canlılık özelliği göstermez (emergent property) bundan dolayı bazı filozof ve bilim adamları biyoloji biliminin fiziğe indirgenemeyeceğini savunur. En genel anlamda biyoloji biliminin amacı, maddenin değişik organizasyonu sonucu her aşamada ortaya çıkan biyolojik özelliklerin nasıl oluştuğunu ve hangi ilkelere tabii olduğunu anlamaktır. Modern biyoloji, biyolojik oragnizasyonları (molekül, hücre, organizma ve populasyon gibi) yapı, işlev ve davranış bakımlarından ele alarak, bu organizasyonların nasıl çalıştığını ve hangi ülkelere tâbi olduğunu ortaya çıkarmaya çalışır.

 

Canlı nedir? Canlıları karakterize eden üç temel öğe vardır: Metabolizma, düzenlenmiş büyüme ve üreme. Metabolizma, bir organizmadaki reaksiyonların tümüdür. Bütün organizmalar bir şekilde kimyasal maddelerden enerji sentezler ve bu kimyasal maddeleri de bazıları dışarıdan alır bazıları kendileri sentezler. Bu metabolizma faaliyetleri çok özel fiziksel ve kimyasal koşullar altında işlevseldir ve bütün organizmalardaki metabolizma faaliyetleri genel olarak organizmanın bu çevresel şartlara karşı bu stabilitesini korumaya yöneliktir. Organizmanın çevredeki değişikliklere karşı kendi içsel dinamiklerini korumasına homeostatis denir. Metabolik aktiviteler sonucu organizmalar kendilerini oluşturan moleküllerin sayısını arttırır, yani büyür. Bütün organizmalar ürer ve eşeyli üremelerde oluşan canlılar genellikle anne ve babalarının aynısı değildir, üremedeki bu farklılıklar canlıların evriminde büyük rol oynar ve adaptasyonların temel sebebidir.

 

Canlı nedir sorusuna net bir cevap vermek için birkaç canlı kriterinden bahsettik ve bunlarla tanımlamaya çalıştık fakat bu canlının tam anlamıyla felsefi bir tanımı değildir. Öncelikle canlının tam anlamıyla bütün canlıları ve sadece canlıları kapsayan bir tanımı zorunlumudur? Bir bilimin özerk bir bilim olduğunu kanıtlaması için kendini diğer bilim dallarından kesin çizgilerle ayırması gerektiği düşünülebilir ve bu açıdan canlının tanımını yapmak zorunludur.

 

Bu bağlamda düşünürsek bu tanımlama diğer bilim dalları içinde geçerlidir ancak doğada hiçbir şey birbirinden kesin çizgilerle ayrılmamıştır ve bundan dolayı böyle tanımlarla bu bilim dallarını birbirinden ayırmak oldukça zordur, örneğin kelliğin bir tanımını yapmaya çalışırsak bir insanın kel olabilmesi için kafasında kaç saç teli olması gerekir bunu belirleyen belli bir kriter yoktur yani kel olmakla olmamak arasına kesin bir çizgi koyamıyoruz ve böyle bir zorunlulukta yok, pekala kel olanla olmayan bir insanı ayırt edebiliyoruz. Dolayısıyla biyoloji bilimine özerkliğini kanıtlaması için bir tanım yapması için hem zaman tanımak ve hem de bunun gerekli olup olmadığını sorgulamak gerekir. Öte yandan net bir tanımın olmaması bu bilimin genel çerçevesini çizemeyeceğimiz anlamına da gelmez kelliğin tanımının olamaması kel sıfatını nerde ve nasıl kullanacağımızı bilmediğimizi göstermez hatta hepimiz bunu çok iyi biliyoruz. Her dalın tanımı sırasında bir kendisine yakın tanım vardır birde kendisinden uzak olan kesin tanımlar vardır aradaki bölge ise tam belirli olmayan gri bölge adını alır, fakat bu durum bu bilim dalının işlevini yerine getirmesi açısından zorunlu değildir.

 

Biyolojik Teoriler (İlkeler)

 

Canlılarda ortak olan bir takım özellikler vardır. Bu özellikleri dile getiren dört biyolojik teoriden bahsetmek mümkündür.

 

Homeostatis: Herhangi bir biyolojik sistemin, normal koşullar altında, göreceli olarak değişmeyen bir iç çevreyi muhafaza etmesine homeostatis denir. Bu olay bütün biyolojik sistemler içersinde geçerli olup en güzel örneklerinden biri dışarıdaki sıcaklık değiştiği halde birçok organizmanın kendi iç ısısını muhafaza etmesidir.

 

Hücre Teorisi: Hücre teorisine göre bütün organizmalar hücreden meydana gelmiştir bunun yanında bütün hücreler daha önce varolan hücrelerden meydana gelmiştir. Biyologlar, bu tezi, “canlının ancak canlıdan gelebileceğini” bildiren bir slogan şeklinde ifade ederler. Ancak canlılık sürekli bir oluşum olmadığından şu anda varolan hücrelerin başlangıcı olması kaçınılmazdır. Modern biyolojide şu anki ilk zamanlardaki fiziksel ve kimyasal koşullar birtakım hücrelerin oluşmasını sağlamıştır ve bu günkü hücreler bu hücrelerin devamıdır.

 

Gen Teorisi: Gen teorisine göre organizmalar işlev ve yapıyı belirleyen kodlanmış bilgilere sahiptirler ve bu bilgiler çekirdekteki DNA’da bulunur. Gen teorisine göre, kalıtsal ve genetik bilgilerin nesilden nesile transferi DNA’dan DNA’ya olurken, kodlanmış bilginin transferi DNA’dan proteindir. DNA ve RNA’da dört çeşit baz vardır ve kodlama bunlarla yapılır daha sonra bu kodlar RNA aracılığı ile amino asidi bağlar ve DNA dilinin organizmadaki karşılığı olan proteinler sentezlenir. Dikkat edilirse dört tane baz vardır ve bunların üçlü kombinasyonu 64 eder (43 =64). Bu demektir ki, bir aminoasit, birden fazla kodon tarafından kodlanabilir. Ancak hemen hemen bütün canlılarda, 20 çeşit amino asidin tamamı aynı amino asit tarafından kodlanmıştır. Biyologlar bu olgunun bütün canlıların tek bir hücreden türediği tezinin en iyi delili olduğunu savunurlar, çünkü onlara göre, eğer bütün canlılar tek bir hücreden türememiş olsaydı, bütün canlılarda belli amino asitlerin aynı kodonlarca yapılmış olması tamamen tesadüf eseri olacaktı. Öyle bir tesadüf ihtimali çok çok düşüktür.

 

Evrim teorisi: Evrim teorisine göre bütün canlılar bir önceki canlı formlarından türemiştir. Evrim teorisinin iki temel önermesi vardır 1) Bugün dünyada yaşayan canlılar bir soyağacı oluşturur 2) Bu canlıların tek bir hücreden nasıl oluştuğunu açıklayan mekanizmalarla ilgilidir ve en önemlileri doğal ayıklamadır. Bu mekanizmanın gerçekleşmesi için üç temel koşulun yerine getirilmiş olması gerekir bu koşullar populasyondaki bireylerin sahip oldukları karakterler bakımından farklılıklar göstermesi, bu farklılıkların, o bireylerin yaşadığı çevre koşullarına uyum ağlaması için onu etkilemesi ve bu farklılıkların kalıtsal olması koşullarıdır. Uzun vadede bu işlemin tekrarlanması ile daha önce var olan türlerden yeni türler ortaya çıkabilecektir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !